GÖYNÜKLÜ DERNEĞİ KURULUŞU
26 Mart 2015 tarihinde çok sayıda gönüllünün bir araya gelmesiyle Göynüklü Derneği kurulmuştur. Bursa Valiliği’nin onayı ile resmi çalışmalarına başlayan Göynüklü Derneği ilk olağan genel kurulunu 24 Eylül 2015 tarihinde yaparak Göynüklü Derneği Başkanlığına Orhan Samast seçilmiştir. Göynüklü Derneği, Göynüklü ve çevresinin ekonomik, sosyal ve kültürel olarak kalkınması ve toplumsal gelişimi sağlamak amacı ile faaliyete başlamıştır.

GÖYNÜKLÜ TARİHÇESİ
Göynüklü kuruluş tarihi tam olarak bilinmemesine karşın 1400‘lü yılların başında Sultan Yıldırım Bayezid zamanında kurulduğu tahmin edilmektedir. Kökeni Anadolu tarihiyle iç içe olan ve 1243 yılında Kösedağ Savaşıyla Anadolu’yu fetheden Moğollar karşısında Selçuklu uç beyliği olarak İlhanlılara vergi vererek varlığını sürdürmeye çalışan Umurbey veya diğer adıyla ‘Göynük’e dayanır. Zamanın uç beyliği Göynük (Umurbey) şu an Bolu Sınırları içinde bir İlçe durumundadır.

Göynüklü’nün kuruluşu Sultan Yıldırım Bayezid’in İstanbul’un fethi için oluşturmaya çalıştığı kültürel ve etnik zemininin bir parçasıdır. Çünkü o yılarda Yıldırım Bayezid yine Göynük ve Torbalı civarlarından bir kısım ahaliyi İstanbul ve çevresinde İslam Mahallesi oluşturmak için getirmiştir. Getirdiği bu koldan bir kısım Göynük’lü Ankara Savaşı sonrası çıkan kargaşadan nasiplerini alıp Bursa’ya, bir kısmı ise Tekirdağ civarına yerleşmiştir.

Köyde Sultan İkinci Bayezid’ın oğlu Şehzade Mahmud’un kızı Hançerli Fatma Sultan’ın vakıfları olduğu ayrıca XVIII. Yüzyıl Tahrirat defterlerinde sipahi (atlı asker, süvari) köyü olduğu ve Fatma Sultan’ın oğlu Kasım Bey’in zeameti olduğu kayıtlıdır. Zeamet: Osmanlı tımar sisteminde geliri 20.000 ile 100.000 akçe arasında olan yerlere verilen addır. Zaman zaman Bursa ve Kite (Ürünlü)’ye bağlı olan köy 1.530 tahrirat defterlerine göre Kite (Ürünlü)’ye bağlı 2 haneli ufak bir yerleşim yeridir.

1923 yılında İl Genel Meclis kararıyla Bursa’ya bağlı iken Mudanya’ya bağlanmasına karar verilmiştir.

Göynüklü, kuruluş yılları itibariyle Rum İlçelerinin çevrelediği ve korunma hissi ön planda olarak kurulmuş vadi içi bir yerdir. Etrafında Misebolu (Aydınpınar), Burgaz (Güzelyalı) ve Filedar (Gündoğdu) gibi büyük Rum merkezleri vardır. Köy yerleşim yeri kalıntıları ve çıkan mezarları dikkate alındığında daha önce de bu coğrafyada değişik kültürlere ait halkların yaşadığı yadsınamayan bir gerçektir. Köyde kutsallaştırılmış bazı tepeler de bunun büyük kanıtıdır. Seç Tepe, Toy Tepe ve Sancılı tepe diye adlandırılan tepelerde eski uygarlıkların krallıklarının hazinelerinin olduğuna dair inanış kabul görmektedir. Sancılı tepe inanışına göre, atlar huysuzlandığı veya hasta oldukları Köy Halkı atlarını tepenin etrafında gezdirirlermiş ve atların bu dolanım sonucu iyileştiği yıllardan beri süregelen bir inanıştır. Bu tepelerde amatör definecilerin kısa süreli hedefleri haline gelmiş ve birçok kez kazılmaya maruz kalmış, fakat bir sonuç vermemiştir.

Aradan geçen yüzyıllara rağmen Göynüklü halkı eski topraklarındaki yaşam tarzını sürdürmüş, asırların getirdiği yozlaşmaya rağmen küçük küçük de olsa bazı değerler kıpırdanışlarını sürdürmüştür. Bu değerlerden biri de Akşemseddin sevgisinin töreleşmiş halidir, Anadolu’daki Yunus misali. Yani Yunusu sevenler nasıl mezarlarını kendi memleketlerine yapmışlar, Akşemseddin Hazretleri de bundan nasibini almıştır. Göynüklü Köyü’nü kuranların yoğun bir Akşemseddin sevgisi üzerine yapılmış (şu an kayıp dede denilen) mezar çok mucizeler göstermiştir. Eskiden Hıdrellez’de de yapılan dede şenlikleri ve edilen dualar Akşemseddin sevgisinin nasıl töreye dönüştüğünün en büyük kanıtıdır.

Eski topraklardan bir diğer alıntı da Kanlı Ceviz Muhittin ismidir. Göynük uç beyliğindeki derebeylerinin (Selmanbey hariç olmak üzere) gaddar olup görkemli konakların karşısındaki ceviz ağacında adam astırmaları kanlı ceviz kavramını ortaya çıkarmıştır. O sırada Kanlı Ceviz Beyliğin içinde insanı dehşete düşüren bir anlam kazanmıştır. Buradan yola çıkarak Göynüklü Köyü kurucuları çok benzediği için köyün batısındaki bir muhite Kanlı Cevizler adını vermişlerdir.

Kurtuluş savaşı yıllarında Göynüklü çok zulüm çekmiş köylerden birisidir. Yunanlıların Bursa işgali sırasında yapılan katliamlar hala dillerden dillere aktarılır. Köy meydanında içi yakılmış olan çınar ağacı bunun en büyük delilidir. İşkence amaçlı olarak da kullanıldığı ifade edilen çınar ağacı 500 yıldan fazla yaşıyla köy kuruluşuna, içindeki yanıklarla da düşman katliamlarına büyük kanıt teşkil etmektedir.

Yunanlılar kaçarken Göynüklü’yü yakarak köyden bazı kişileri esir alıp Yunanistan’a götürmüştür. Bu esirlerin bazıları Yunanistan’da katledilmiş bazıları ise savaş sonunda yapılan esir takasında köye geri gelmiştir. Yunanlıların Köye saldıracağı haberini alan köylülerin bir kısmı (çocuk, kadın) bir süre ormanda yaşamış köyü savunan erkeklerin bir kısmı ise bahsedildiği gibi esir düşmüştür.

Savaşın sona ermesinden sonra civar köylerdeki Rumlar tamamen gitmiş yerlerine nüfus mübadelesi sonucu veya diğer Türk beldelerinden gelen Türkler yerleştirilmiştir. Güzelyalı (Burgaz)’ a Kafkas Türkleri, Filedar’a Gümülcine’den mübadele sonucu gelen batı Trakya Türkleri, Aydınpınar’a (Misebolu) da diğer beldelerden gelen Türkler yerleştirilmiş ve sonucunda Göynüklü Köyü Kurtuluş Savaşı’ndan sonra tamamen Türk olan yerli Türkmenler (manav) olarak hayatını sürdürmeye devam etmiştir.

Birinci Dünya Savaşı yıllarının yarattığı otorite boşluğunun karanlık günlerinin ardından köy yavaş yavaş gelişimini tamamlamaya çalışmıştır. 1966 yılında Trabzon’un Akçaabat ilçesine bağlı Çalköy Çeşmeler Mahallesinden ilk gelen Cemil Samast öncülüğündeki Çepni boyundan ailelerin yerleşmesiyle köyün nüfusu git gide artmıştır. Köyün aşağı ve yukarı kısımlarında olmak üzere iki tane Karadeniz Mahallesi vardır. Orta kısımda ise Manavlar yaşamaktadır. Müşterek yaşamın zorluk ve güzellikleri içinde Manavlar ve Karadenizliler kardeşçe yaşamlarını sürdürmektedirler.
Göynüklü Köyü’nün ana geçim kaynağı Mudanya köylülerinin geçimini %90’ını oluşturan zeytinciliktir. İkinci sırayı oluşturan İncir ve daha sonra az miktarda da olsa Şeftali’dir. Köyde tahıl ekimi son 10 yıldır yapılmamaktadır. Hayvancılık da tamamen bitmiş olmasa da Karadenizli ailelerin sürdürmeye çalıştığı, gelir elde etmekten çok süregelen bir alışkanlığı devam ettirmekten başka bir şey değildir. Günümüz Göynüklü’sü zeytin ağırlıklı olmak üzere tamamen meyveciliğe dönmüştür. Son yılarda ekilen yeni fidanlarla ağaç sayısı yüksek rakamlara ulaşmış ve ideal yakalanmaya çalışılmıştır.

Göynüklü, coğrafya gereği Mudanya’nın diğer köylerinden çoğundan fazla avantaja sahiptir. Çünkü arazilerin büyük bir çoğunluğu deniz görmekte ve manzara açısından eşine az rastlanır görüntü sergilenmektedir. Arazilerin bu özelliği nedeniyle bölgede villalar artmış ve dolayısıyla köy arazilerinin fiyatları oluşan bu talep yüzünden astronomik rakamlara bile çıkmıştır. 1986’da yılında başlayan ilk villa yapılaşması beraberinde birçok site yapılmasını getirmiş ve sonucunda köyün yukarı kısımları daha çok villa kent görünümünü sergilemektedir.
Tabiî ki köyün yeni villa yerleşimcileri Göynüklü’nün başka bir yapıya bürünmesi sağlamış, artık Göynüklü eski kimliğinden sıyrılıp yeni bir kimlik kazanmıştır. 1999 yılında hayırsever merhum M.Zeki Yazıcı tarafından 11 derslikli İlköğretim Okulu bu kimliğin baş aktörlerindendir. Bu okul sayesinde Göynüklü merkez haline gelmiş ve civar köylerden Aydınpınar ve Çağrışan öğrencilerini de bünyesinde barındırarak yeni bir misyon kazanmıştır.

Göynüklü, Bursa’ya 25km, Mudanya’ya 8km, Güzelyalı’ya 4 km’dir. Bursa – Mudanya karayolunun Tepedevrent yol ayrımından doğu istikametinde gidilmesiyle Göynüklü’ye ulaşılmaktadır.

12 Kasım 2012 tarihinde kabul edilen 6360 sayılı kanun ile bütün köylerin mahalleye dönüşmesi sürecinde Göynüklü köy statüsünden çıkmış ve Mudanya’nın Göynüklü Mahallesi olmuştur.

Göynük’ün Türkçe Sözlük’teki Anlamı

1. sıfat Yanık, yanmış
2. Güneşte yanmış
3. İyice olmuş
4. Acısı olan, elemli
5. isim Orman yakılarak açılan tarla